• Mobil   • Site Haritası   • Webmail   • RSS  



                  

Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
    Üye Olmak İstiyorum
    Şifremi Unuttum

ŞİİRLER
YAZILAR / ÖYKÜLER
ÜNLÜ ŞAİRLER/ ŞİİRLERİ
GÜNCEL
SAĞLIK / YAŞAM
 

SON 3 ÜYEMİZ
Ayşen DAŞKIN
Döner Temur ÖZEKE
Murat ATA

İYİKİ DOĞDUNUZ
gülşen

HAFTANIN İNCİLERİ
SON DURAK
ŞUNCA VARLIĞI SATIRLARA SIĞDIRAMAYIP
AY
HEYDER BABA

SON YORUMLAR
ŞUNCA VARLIĞI SATIRLARA SIĞDIRAMAYIP
Tüm yüreğimle ve samimiyetimle teşekkür ediyorum. ...
HEYDER BABA
SAYIN ; MEHMET ALİ IŞIK BEYEFENDİ, ŞİİRİNİZ ’...
ŞUNCA VARLIĞI SATIRLARA SIĞDIRAMAYIP
SAYIN ; GÜLÜM ÇAMLISOY HANIMEFENDİ, ŞİİRİNİZ ̵...
SON DURAK
SAYIN ; AHMET NEVZAT UÇAR BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ ’’SON...
CEYLAN GÖZLÜM
CAN DEDİĞİM Yar diye bastım bağrıma Ses ...
GİTME
SAYIN ; HAYDAR METİN BEYEFENDİ Ş...
SEVERDİN BENİ
SAYIN ; OSMAN GERİP BEYEFENDİ Şİİ...
ANLATAMIYORUM
Çok Teşekkür ederim Müzeyyen hanım. Sevgiler....
SORU İŞARETİ
YÜREĞİNİZE SAĞLIK ...
BU ŞEHİR VE SEN
07 Şubat 2018 Çarşamba 23:00
12
14
16
18





Gökyüzüne uzanan bir çığlıkta harap eden yokluğuna ağlarken düşlerde avuttuğum maviliklerde dünün yenilmişliğine rağmen bugünün azizliğine sığınırım. İç çektiğim huzura gülümseyerek bakarken bir gün belki bir gün diye huzurun seninle birlikte geleceğini düşünürüm. Sen ey huzurum o tahammül sınırlarını aşmış koca bir gün içinde ne vakit varlığınla dinmeyen dalgalarımı durultursun?
Sen ey gönül soluğum yokluğunla kesile, kesile daha ne vakit azar, azar tüketeceksin?
Sen ey şair ruhumu özgürlüğüne kavuşturacak sevgili daha ne kadar yokluğunun kurşunlarıyla çırpına, çırpına can çekiştireceksin?
Sürmeyecek misin gönül merhemini?
Gülüşünle bitirmeyecek misin acılarımın kaynadıkça yaktığı, yaktıkça demlediği sensizliğimi?
Gel be güzel yüreklim bitir sessizliklerle harlanan sensizliklerimi.
Biliyorum biz gibi sessiz bu şehir de. Gökyüzünde uçan kuşlar bile sonsuzlukta kanat çırparken aşkla bakar birbirlerine.
Ama biz ne biz olmayı becerebiliyoruz ne de konuşabilmeyi. Bırak suskunluklar denizlerin gölgesinde yosunlaşan taşlarda kalsın. Biz hiç susmayalım. Ama ille de susacaksak da ellerin ellerimle buluştuğunda, gözlerin gözlerime değerken susalım.
Gel. Aşkla susadığımız güzel günlere birlikte varalım.
Biliyorum bazen ağır gelir bu şehir. Araba egzozumdan fabrika dumanına kadar her türlü kirlilik göğün maviliğini, havanın temizliğini etkiler. Aldığımız her nefeste buğulu havalar çekeriz ciğerlerimize nefesimiz kesilir. İnsanından tut eşyasına yoğun bir gürültüye maruz kalırız bu şehirde. Biliyorum bazen öyle ağır gelir ki bazı şeyler deniz kokusundan tutup insanın yormasına, hayatın dayatmalarına hatta bit kadar bir kıymığın koparacak feryadına bile kaçmak isteriz. Hani bazı insanlar Allah’ın varlığına kanıt olarak aldıkları nefesi unutup bir mucize ararlar ya işte biz de ellerimizdekileri göremeyip gerçeklerin önümüzde serili olduğuna dahi aldırış etmeden sadece görmek istediklerimizi görmeye çalışırız. Var olmak kimi insana bazı bedeller ödetir. Bu bedel bazen fiziki bir hasarla, bazen ruhani bir travmayla bazen de gerçekleri göremeyip inatla üstün kötü hareket etmekle olur. Bu bazen nankörlüktür bazen de acılarla yoğrulmaktır çünkü bir elindekilerin kıymetini bilemeyip başka arayışlar içinde olmak vardır, bir de yapılanların, yaşanılanların yeter artık dedirtecek kadar can yakması vardır.
Bu can yakmalar insana o kadar dayanılmaz gelir ki kaçıp gitmek istersin bu şehirden. Biliyorum hayat zordur ama zor olanın üstesinden gelmeye çalışırken bazen vazgeçmek isteriz tüm her şeyden öyle ki nefesimiz kesilsin, kalbimiz dursun, hayat son bulsun isteriz. Öyle ki dinmesin fırtınalar, kopsun tufanlar, yıkılsın yıkan ne kadar acı varsa, yıkılsın yıkan ne varsa kim varsa deriz.
Öyle ki sevdiklerimize, hayata hatta kendimize bile küsüp susarak kendimiz dâhil herkesi bu cendere içinde cezalandırmak isteriz. Ama
Tsunamiler gibi tüm şehirleri yıksak, tüm insanları bu hengâmede alabora etsek yetmez bize. Dinmez gönlümüzü yakan acıların öfkesi.
Bilirim dilek ağacına dileğini söyleyip çaput bağlayan insanlar gibi bazen delice hayata karşı sessizliklerimizle saçmalarız. Öyle bir gitmek isteriz ki bu şehirden giderken kim varsa ne varsa kırıp dökmek isteriz. Ayın pusu attığı yıldızlar bile gözümüze batmaya başlar sevdiklerimize ve hayata olan öfkemizden.
Öyle ağır gelir ki her şey gözyaşlarımızdan deniz yapıp yüreğimizdeki yükle denize atlayıp boğulmak isteriz kendi çığlıklarımızda. Öyle kaçmak isteriz ki kendimizden bile bu sahte elbiseyi hayat denen bu tiyatrodan atmak için beden denen giysilerimizi yırtmak isteriz.
Biliyorum bazen tüketir bizi her şey ama ne olursa olsun hiçbir şeyden kaçmamalıyız. Hiçbir zaman hiçbir şey bizi yıkmamalı. Acılar dayanılmaz gelebilir, insanlar katlanılmaz gelebilir hayat denen bu ağır kuşatma alabildiğince yorabilir ama biz her ne olursa olsun mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz.
Biliyorum sen de benim gibi yorgunsun gülmek içinden gelmiyor. Hayata merhaba demektense merhaba diyen kim varsa ne varsa susmak istiyorsun oysa susmak sadece suskunlukların nedenini hatırlatır. Hatırlayacağın şeyler güzel anıların olmalı. Güzel yarınlar düşünmelisin mesela. Güzel sevebilmeyi bilmelisin mesela. Mesela güzel gülümsediğinde görenin dünyasında gökkuşağı olduğunu bilmelisin. Ama öyle her görenin değil tabi ki sadece sana tüm kalbiyle, tüm yüreğiyle, benliğinin senin kadar güzel oluşuyla yüreğin kadar temiz bakabilen bir kişi görebilir dünyasında bu gökkuşağını. Sevmekte hayat kadar zordur bilirim o yüzden inanmazsın, inanmak istemezsin gerçek sevgiye.
Şuan neredesin, nasılsın, ne haldesin bilmem balkona çıkıp soğuğa aldırmadan avazım çıktığınca haykırsam sana seni seviyorum diye hem de sen sesimi duyana kadar duymak ister misin bilmem. Sar tüm öfkeni kirli bir hiçliğe sallayıp, savurup fırlat en kızgın denizlere ve usulca ses etmeden beni dinle. Sorma sakın neden diye al yüreğini eline uzat elini elime ve anlatacaklarım bitene kadar çekme elini tutan elimi. Tamam, böyle dedim diye hınzırlık yapıp ömrüm boyunca konuşabileceğim bütün kelimeleri ömür bitene kadar elini çekme diye sana dökebilirim yüreğimle ama ne olursa olsun sen sakın çekme elini.
Ben bu hayatı iyi tanırım ne zaman gülümsesem mutlaka yüzümü düşürecek bir şey, bir neden bulur. Hani derler ya en çok gülen aslında en çok ağlayandır diye ben ne zaman ağlasam güldüren olmaz ve ne zaman sahte gülücükler saçmak istesem en çok ben ağlatacağım diye herkes sıraya girer. Elbette çok gülenin başına mutlaka bir felaket gelir sözüne inanmam ama işte ne zaman sahteden de olsa gülmeye çalışsam felaket olarak gerçekten ağlatmak isterler. Bazen elimi saçlarıma götürürüm yanaklarıma kadar uzattığımda saçlarımı beyaz saçlar ilişir gözlerime ucu bucağı olmayan, sonu belli olmayan hayatta ne çok şey düşünürüz derim kendi kendime. Balkona çıkar karanlığın içinde ay kadar büyük ve parlak bir şeyler ararım gökyüzünde. Yıldızlar gelir zihnimin bir köşesine dünyadan bile kaç bin ton büyüklüğünde olan yıldızların tamamını gecenin karanlığında görebildiğimi hayal ederim. Sonra o koca yıldıza senin resmini ve sevgimi çizerim büyükçe. Hani bazen bir şeye sevinince masumca utangaç bakışlarla bakmaya çalışıp güneşten daha sıcak gülümsemenle yüreğime şapşalsın diye tüm dünyanın en güzel sesini fısıldarsın ya işte öyle şapşal bir şekilde yıldıza çizdiğim seni ve sevgimi izlerim.
Sonra bakarım ikinize de acaba hanginiz daha büyüksünüz diye düşünürüm kendi kendime. Yan yana durunca kıskanıyor musun diye aklımdan geçirirken başlar zihnimde ısrarla sen mi büyüksün yoksa sevgim mi sorusu. Sonra durup bir sana bakarım bir de sevgime ondan sonra kendime dönüp şapşal dediği kadar varsın yıldıza çizdiklerinden biri sevdiğin biri de sevgin bunlar zaten ayrı şeyler değil ki bir bütün senin kalbinde. Neyse koca yıldızı yakında hayal ederken bile düşünürüm seni. Sonra da aya bakıp aya gülümsemeni çizerim. Bilirsin sen gülünce tüm çirkinliğim belirir yüzümde hani ağlayanı bile güldürür derler ya o hesap işte istemsizce gülerim delicesine mutlu olurken. En son gözlerin gelir aklıma aynaya koşarım öyle ki Hüseyin BOT görse yangından mal kaçırdığımı düşünüp rekorunu kırdığım için sitem eder bana. Bakarım aynaya dikerim gözlerimi daha o anda buluşur gözlerin gözlerimle.
Bak saçmalama dediğini duyar gibiyim deme öyle. Bu ve bu gibi laflar hep dış mihrapların bizim birliğimizi ve bütünlüğümüzü, güzel ülkemizin bütünlüğünü bölmeye çalışan insanların uydurup, uydurup insanların sevgisini ve beraberliğini bölmek suretiyle ülkeyi sevgisizliğe mahkûm etmek isteyenlerin oyunu ben biliyorum çünkü bizim insanımızın en büyük eksikliği sevgidir. Sevgi olmadığı için insanımız birbirini kırıyor, incitiyor, aldatıyor, canını yakıyor. Sevgi olmadığı için kardeşlik yerine bölücülük doğuyor. O yüzden bence herkes güzel sevmeyi bilmeli o zaman hiçbir dış mihrap bizi, ülkemizi, birliğimizi ve bütünlüğümüzü bölemez.
Bak görmüyor musun siyasi liderler bile birbirleriyle çekiştikleri için, yarış yaptıkları için rekabet, rant, kirli oyunlar peşinde oldukları için sevmeyi göremiyorlar. Oysa görseler ne rekabete gerek kalır, ne kirli oyunlara ne de birbirlerinin kuyusunu kazmaya çalışmalarına gerek kalır. Aslında şeytan hep âdemoğlu deyip insanları birbirlerine düşürürmüş ya işte o şeytana bir de nefsimize kulak vermezsek sevgiyi, iyiliği ve kardeşliği görebiliriz o zaman ne partilere ne muhalefete ne de iktidara gerek kalır. Tüm bunlar olunca da bu saydıklarım bir bütün, bir kardeş olup ülkemizi ve insanlarımızı sevgiyle koçaklar güzel örnek olurlar ve hiçbir kötülük ülkemize zarar veremez o yüzden saçmalama gibi laflarla dış mihrapların oyununa gelmeyelim lütfen. Unutmadan şunu da söylemek istiyorum. İnsanlar sosyal medya hesapları kullanır her hallerini, her duygu ve düşüncelerini, resimlerini filan paylaşır ya da anlatırlar. Birileri teknolojiyle sosyal medyadaki hesaplara sızıldığından, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahseder. Başka birileri de sanki önemli birisinde senin özeline sızacaklar seni takip edecekler diye dalga geçer ama bence aslında bu durum bir acı gerçektir. Benim düşünceme göre dış mihraplar dediğimiz unsurlar yani yabancı gizli servisler normal sade vatandaşları takibe alır, gözetler o insanların sorunlarını, kusurlarını, açıklarını öğrenir ve onlara maddi manevi destek sağlayarak kendilerine sivil asker yaparlar. Sonra yabancı gizli servislerin sivil halkı kendi tarafına çekip kullanarak kendi insanlarına zulmettirirler. O yabancı gizli servislerde karışan ülkeyi izleyip keyiflenirler. İnsanın duygusu, düşüncesi, psikolojisi çok önemlidir kalbi kırık birini güldürmek istersen kalbini tamir ettirmen ya da kafasını meşgul edecek huzura kavuşturacak sahte mutluluklar vermen gerekir. Aç bir insanı mutlu etmek istersen karnını doyurman gerekir. Güçsüz bir insanı mutlu etmek için zihnen ve bedenen güçlendirmen gerekir. Bu ve bunun gibi durumlarda insanın zayıflıklarını, zaaflarını, psikolojilerini kullanarak ya kendilerine sadık ve borçlu hale getirirler, ya şantaj ve tehdit yoluyla kullanırlar, ya da dolaylı yollarla suç işlemelerini sağlarlar. Bu sayede insanlara her şeyi yaptırabilirler.
Dışarıdan bakıldığında çok saçma veya basit gelir ancak bir insanın psikolojisini kullanarak ona her türlü eylemi yaptırırsan elini kirletmeden istediğin topluluğa kendi insanına kırdırabilirsin. İşte tüm bunların olabilmesinin nedeni de kalplerde ki sevgisizliktir. Gördün mü bir saçmalama düşüncesi nerelere kadar uzandı. Her neyse asıl konumuza dönecek olursak aynaya baktığımda gözlerin gözlerimle buluşur öylece baka kalırım gözlerimdeki gözlerine.
Öyle güzel, öyle özeldir ki gözlerin baktıkça yüreğimdeki mavi kelebekler birlik olup el ele vererek dünya kadar sen olurlar. Sonra tik tak, tik yak sesleri çınlar kulaklarımda yokluğun dank eder kalbimin tam ortasında. Hüzünler alevlenir, ruhum daralır efkârlanırım. Çıkarım tekrar balkona meydan okuduğum uykusuzluk yetmiyormuşçasına soğuğa aldırış etmeden sonsuzluğumu, gökyüzümü yani seni izlerim.
Hani derler ya efkârdan, sinirden stresten sigara içiyorum diye aslında onların bahane olduklarını bildikleri halde söylerler yine de. Bense soğuk havayı sen diye ciğerlerime çekerim ve havayı çektikçe bir duman çıkar dudaklarımdan tüm yokluğunu üflerim nefesimden ama çare etmez işte. Alabildiğince sarınca yokluğun tüm kalbimi sessizliğe bürünür dışarıya çıkarım. Kendimle boğuşurcasına konuşarak kendi kendime yürüyebildiğimce yürürüm. Bu şehrin gürültüsü hangi saat olursa olsun dinmez kulaklarımda. Bazen müzik dinlerim yürüyerek ve seni hatırlatan tüm şarkılar dostumdur benim. Onlar seni hatırlatır ben kalbimde seninle konuşurum sessizce. Sen duymazsın ama ben seninle konuştukça şarkılara tutulur ve şarkılara tutuldukça kalbimde resim çizerim. Resimler birikir, şarkılar birikir sonra koca bir dünya sen olursun yüreğimde. Sen benim dünyam oldukça ben bu hayatta bu şehre sığamam.
Bazen alabildiğince ağır gelir ya her şey seninle aynı şehirde olmama rağmen kaçıp gitmek isterim. Seni sevmediğimden ya da seni unutmak istediğimden değil hani bazen korkunca gözünü kapat, aç geçer derler ya bir yerlere gidip kafa dağıtıp gelince geçer diye düşünürüm. Düşünürüm ama ha geldi, ha gelecek diye ayaklarım hep geriye, geriye gider. Hani vardır ya kızınca keşke şöyle olsaydı, keşke böyle olsaydı dediklerimiz işte bende bazen her kızışımda keşke sevgin yüreğine yapışsaydı da gidemeseydin derim.
Bazen bu şehirden çekip gittiğimi hayal ederim. Kimsenin olmadığı, kimsenin ayak basmadığı yerlere gittiğimi kendime yalnız koskoca bir şehir kurduğumu hayal ederim. Sonra bir sızı dank eder yüreğimde sana olan sevgim ya ben, ben ne olacağım beni götürmeyecek misin dercesine kızar bana. Bende hayalimde sanki sen yanımdaymışçasına kızdırmaya çalışırım ben o kurduğum şehirde başka sevgiler bulacağım diye. Sadece hayaldeki sahte bir vazgeçişte bile önce yüreğim kopar bedenimden sonra da aklım göçer beynimden çünkü hayalimde bile sana olan sevgimden vazgeçmek, seni sevgimi unutmak yok eder beni.
Bu şehir bu koca dünya ve sen koskoca sen öyle anlaşılmaz geliyorsunuz ki bana ne yaparsam yapayım ne ben sensiz dünyada var olabiliyorum ne de benim dünyamda sen tutunabiliyorsun. Kalbim o kadar çok yorgun ki bu genç yaşta kendimi çok yaşlı hissediyorum hem de öyle ruhum çürüdü felsefesiyle değil ruhumdan önce bedenim çürüdü çünkü sahiden yaşlandım bu sensiz geçen ömrümde.
Bazen çıkartır resmini saatlerce sana bakarım. Gözlerimi dikerim gözlerine yokluğunla kavga ede, ede türküler söylerim gidişine. Öyle ya boşuna değildir hiçbir şiirim. Her şiirim seninle başlar özledim ile biter. Bense yokluğuna yanarken bir gün var olacağını düşlerim.
Sen yabancı, kimsesiz yolculuklarda soluksuz bir hayatın en güzel yarınlarını düşlerken hangi meçhul inançsızlıklara daldın? Ne vakit papatyaların solacağına inandın da soluklaşan güneşin güzel günler doğuramayacağına kanaat getirdin? Sen ey yabancı ne vakit gülüşlerine yarınlar adına güneşe salacaksın? Ne vakit yüreğin gibi güzelliklere dalacaksın? Söyle de bilelim hüzünlerinin en devrik şaibesi nedir? Bilelim de dinmeyen suskunluklara bir buse gibi sıcaklık getirelim. Söyle güzelliğine düşen gölge ne? Nedir seni böylesine hissizliğe sürükleyen bizi bizden alan gerçekler?
Ne alınan nefes unutturur ne de uykular. Bana yokluğunu bir tek varlığın unutturur.

Dünya dediğimiz yedi küsür milyar insanı bünyesinde barındıran ve bu insanların yüzde sekseninin sevgiye verdiği önemin kalpten aşağılarda olduğunun gerçeğini hep kendimizden saklarız. Neden biliyor musun?
Sevgiyi birbirimizin etini dişlerken hatırlar ve sevginin aslında bu amaç doğrultusunda var olduğunu sanırız. Oysa sevginin bedenle hiçbir işi yoktur. Sevmek şimdikilerin seni seviyorum sahteliğinden uzakta yüreğin tüm gerçekliğiyle bütünleşerek sonsuz bir aşka tüm sadakatiyle varabilmek demektir.
Dünya döner, sessizce döner ama o döndükçe sanki sen dönmemenin tüm kararlılığını kitaplaştırırsın kalbinde. Söylesene bir gün döner misin?
Yokluğunun var oluşu o kadar uzun sürdü ki alışamasam da bu bende duran zaman içinde pek çok kez kabullenmeye çalıştım ama olmadı. Bir türlü bitmeyen yokluğunu unutmaya çalışırken tüm benliğimle tüm kalbimle bir şiir yazmak istiyorum iyi oku bu şiiri güzel yüreklim işte sana dönersen ıslık çal şiirim;
Dönersen ıslık çal.
Kara, kara gecelere bir mumun alevi olur belki.
Sükunetsiz mevsimlere bir sitem.
Yaza, yaza bitmeyen şiirlere bir lisan olur belki.
Nankör kalplere bir sitem.
Kalbinin aynası görememiş olsa da aşkın kitabını.
Dönersen ıslık çal.
Duymasam da sesini hissederim pişmanlığını.
Dönersen ıslık çal.
Uykusuz gecelere bir rüya olur belki.
Vicdansız ayrılıklara en cesur kurşun.
Bekleye, bekleye dinmeyen sevdaya bir çiçek olur belki.
Kalleş suskunluklara bir kurşun.
Yüreğinin vefasızlıkları köreltmiş olsa da sevdamızı.
Dönersen ıslık çal.
Duymasam da sesini hissederim pişmanlığını.
Tüm bu kalleş ayrılıklara rağmen sükunet kapladı benliğimi.
Kurşun, kurşun yağdı üzerime yokluğun, öldürmedi benliğimi.
Kovalayan zamana inat ahdetmiş olsa da suskunluğun.
Yokluğun bir mendil gibi buruşturup atamadı benliğimi.
Tüm bu yıkılmışlıklara rağmen hatıralar sardı beni.
Çığlıklarca düştü üzerime ayrılığın bitiremedi sevgimi.
Geçen ömre inat yıkmış olsa da yaptıkların.
Sevgisizliğin bir papatya gibi koparıp atamadı benliğimi.
Dönersen ıslık çal.
Bitmeyen kâbuslarıma bir final olur belki.
Ayrılık şarkılarına bir tebessüm.
Süratle yaklaşan ölüme bir vefa olur belki.
Çığlık, çığlığa yıktığın gönlüme bir tebessüm.
Kalbinin karanlığından anlayamamış olsan da aşkımı.
Dönersen ıslık çal.
Duymasam da sesini hissederim pişmanlığını.
Dönersen ıslık çal.
Bitmeyen acılarıma bir papatya olur belki.
Gidişinle öldürdüğün kalbime can.
Ruhuma iliştirdiğin gözyaşlarıma mendil olur sesin belki.
Sensizliğimle giden ömrüme can.
Kalbin vurdumduymazlığından görememiş olsa da kalbimi.
Dönersen ıslık çal.
Ölümümle duymasam da sesini, belki hissederim pişmanlığını.
İşte öyle güzel kız dönersen ıslık çal hala yaşıyor olursam mutlaka duyarım sesini. Bu dönersen ıslık çal şiirimden sonra hatta daha şiiri okumayı bitirmemişken bile şiirde ki bazı taşlamalara kızabilirsin ama ne yapayım güzel kız sen de iyi biliyorsun ki seni çok seviyorum.
Biliyorum tüm bu yazdıklarımı yüreğimin deliliğiyle yazıyorum senin de şunu bilmeni istiyorum güzel kız ben ne kadar deliysem sen de o kadar delisin. Belki bunun için de kızacaksın bana ama ne yapayım deli deliyi çekermiş. Zaman geçtikçe tükeniyorum bunu sen görmüyorsun. Ne haldeyim nasılım bilmiyorsun. Ben de seni bilmiyorum şuan nasılsın, neredesin, gülüyor musun bilmiyorum. Bir gün bütün bu yazdıklarımı okuyacak mısın? Ben bu yazdıklarımı kitap haline getirebilirsem ve bu kitap senin eline geçerse tepkin nasıl olur bilmiyorum. Kitabı okursan bu satırlara kadar okur musun bilmiyorum. Sen bu kitabı okuduğunda ben kim bilir nerede olacağım belki de çoktan ölmüş olurum. Kim bilir belki de senin yanında sana bu kitabı ben okuyor olurum.
Hayat bize ne getirir hiçbir zaman bilemeyiz. Biliyor musun güzel yüreklim zaman ne kadar geçerse geçsin kalbim sonsuzluğuyla hep yan yana ya işte o sana olan aşkımı kalbimin her atışında bana hatırlatıyor. Her seferinde bir kez daha yaşıyorum aşk bilirsin şimdikilerin söylemiyle olan aşk değil bu aşk benim sonsuzluğum. Sana olan ömür boyu susuzluğum.
Bak güzel yüreklim eğer bu satırları okuyorsan ve beni hala yokluğunla yıkıyorsan bilmeni isterim eğer ben hala yaşıyor olursam yen artık inadını sev artık beni. Biliyorum bazen sinir bozucu gıcık ve fazlasıyla sevdalı bir şekilde şaşkın olabiliyorum. Biliyorum bazen çok inatçı, çok duygusal ve kararlı olabiliyorum ve biliyorum vazgeçmeyi sevmeyen bir yapım var ama şunu bilmelisin ki sana olan aşkım sonsuz olduğu sürece ben senden asla vazgeçmem. Bitsin demeni ve düşünmeni bile asla istemem ama bu sonsuzluk nasıl biter dersen sana söyleyebileceğim tek şey olur al eline silahı ve çık karşıma götür beni sensizlikten daha çok kimsesiz olduğum bir yere sık kalbime. Sonra göm beni bedenimin yığıldığı yere işte o zaman benim sonsuzluğum burada biter.
Sen de benim gibi bir deliyi sevgisiyle yıkmaktan ömür boyu gerçek bir aşkı bulamamaya mahkûm olursun. Şimdi buna ne alaka diyecek olursan gönlümün mavi perisi bir daha ömrün boyunca benim gibi sevenini, âşık olanını bulamazsın derim. Sen bu söylediğime o niyeymiş illa ki seven biri çıkar karşıma bende onu seversem olur biter dersin o zaman ben de sana kalbiyle sevebilir mi benim gibi diye sorarım.
Neyse güzel kız Allah sana çok uzun sağlıklı ve çok mutlu ömür versin. Buna âmin dersin İnşallah bunları okuduğunda ama sana bir duam daha olacak güzel yüreklim Allah inşallah seni ve beni biz olarak bir Gönül’e hapseder ve bende seninle özgür olurum. İnşallah o uzun ömrünün içinde kalplerimiz birbirimiz için atar. Ölene kadar birlikte mutlu ve huzurlu oluruz. Bu bölümü bitirmeden önce tekrar etmek istiyorum dünya güzeli seni çok seviyorum. Yok, yok çok pardon çok özür dilerim seni sevmiyorum sana aşığım dünya güzeli.








Serkan EMİR
Okunma Sayısı : 1010

“Bu eser’in her türlü telif hakkı şairin veya yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.”

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle



Erişim yapmaya çalıştığınız içerik için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Lütfen üye girişi yapınız...





+ Benzer Haberler
» ŞİİR SANDALI
» YENİ BİR MEKTUP YAZMANIN VAKTİ GELMİŞTİ
» DİNSİZ JAPONLAR!
» GÜLÜM HARİKALAR DİYARINDA
» ŞERH DÜŞTÜK TARİHE
» BAYILIYORUM TÜRKÇEYE
» ŞAİRİN ÇİLESİ
» RUHUN ŞAD OLSUN ATA’M
» AÇIL SUSAM AÇIL
» BURAYA ERKEK OTURDU MU?
» CESETLER BİRİKTİRİYORUM
» ŞEHİDİN ANNESİNE SON MEKTUBU
» KORİDOR
» BİR YOLCULUĞA DAİR DUYGU ZAPTI
» GELİN-KAYNANA
» İDAM SEHPASI
» KORNACI MİLLETİZ VESSELAM!
» YAKININDAYIM BABA
» NEREYE GİDİYORUZ?
» ALT YAZI


Site İçi Arama

DUYURULAR
» İPHONE CEP TELEFONUNDAN RADYOMUZU DİNLEMEK
İÇİN CEP TELEFONUNUZUN ARAMA MOTORUNA www.radyomavieylul.net/m ADRESİNİ GİRİNİZ VE "play" TUŞUNA BASINIZ.


» ANDROİD CEP TELEFONUNDAN RADYOYA GİRMEK
ve kesintisiz dinlemek için "PLAY STORE" tuşundan "Radyo Mavi Eylül" radyomuzu cep telefonunuza indirebilirsiniz. Radyomuz otomatik açılacaktır. Radyomuz çalarken başka sayfalarda gezinebilirsiniz. Açılan radyo sayfasının sol altındaki "sarı zarf" simgesini tıklayarak, istek gönderebilirsiniz. Dilerseniz, Googleden "Radyo Mavi Eylül" ANASAYFASINA ulaşıp, giriş yaparak SOHBET KÜRSÜSÜNE ulaşabilirsiniz.


» SOHBET KÜRSÜSÜ İHLALİ...
Sohbet kürsüsünde, din, siyaset ve parti konularında yapılacak atışmalarda veya kürsüye 7-8 mısradan daha uzun şiir asılmasında, o kişi yada kişiler 24 saat banlanacak, tekrarları söz konusu olduğunda üyeliği silinecektir…


» HAFTANIN İNCİLERİ
Haftanın incileri köşemizde duyurulan şiir ve yazılar, her pazartesi gecesi canlı yayınımızda radyomuzda okunmaktadır.


» RADYO MAVİ EYLÜL’DE CANLI YAYINLAR...

Tüm dost ve arkadaşlarımızı şiirlerle harmanlanıp, şarkılarla demleneceğimiz radyo gecelerimize bekliyoruz..


 
Ziyaretçi Defteri


YAZARLAR
 
Yurdagül
ÖZAY
 

 
Gülayse
DELEN
Sağlık / Yaşam

 
Şuayip
ODABAŞI
Ölüler Kentinin Ozanı

 
Yasemin
ÖZKAYA
 

DOST SİTELERİMİZ
Edebiyat Defteri
Antoloji
Türk Dil Kurumu
Edebiyol
Sinobil
FAYDALI LİNKLER
Belediyeler
Hastaneler
T.C Kimlik sorgulama
Dünya Haritası
Önemli Günler

Takvim

Radyo Mavi Eylül.Net Bir Müzik ve Edebiyat Platformudur.
Tüm Hakları Saklıdır 2013